Belçika’da Noel Pazarları

Sevgili okurlar, uzun bir aradan sonra yeniden merhaba.

Christmas tatilinin o tatlı rehaveti var ya… İnsanı koltuğa mıhlayan, “yarın yazarım” dedirten cinsten. Açık konuşayım, ben de bir türlü çıkamadım o moddan ve bu yazıyı size zamanında yetiştiremedim. Ama neyse ki bazı yazılar zamansızdır; ömürlüktür. Seneye Christmas zamanı “Bu yıl nereye gitsek?” diye düşünürken bir anda aklınıza düşer: “Kamal geçen yıl Belçika Noel pazarlarını anlatmıştı yaaa…” İşte o an açıp okursunuz diye umuyorum.

Hadi gelin, 3 günde 3 güzel şehirde Noel pazarları nasıl gezilir, nerelerde durulur, neler yenir, ne hissedilir birlikte anlatalım.

1. Gün – Brüksel: Işıklar, meydanlar ve “bir waffle daha mı?” krizi

Brüksel’e varınca ilk yaptığım şey, şehrin kalbini bulmaktı: Grand-Place. Burası zaten gündüz güzel ama akşam olunca “ortaçağ dekoru + ışık tasarımcısı aşık olmuş” kıvamına geliyor.

Sonra rota kendiliğinden Christmas moduna geçiyor: Brüksel’in kış etkinliği Plaisirs d’Hiver / Winter Wonders diye geçiyor ve şehir merkezine yayılıyor.

Benim taktiğim: önce meydan–ışık–foto, sonra markette sıcak bir şeyler (glühwein/çikolata) ve en son “tamam son kulübe” diye diye uzayan tur.

 

Kısa Brüksel yapılacaklar (akşam ağırlıklı):

Grand-Place’te ışıklar + biraz sokak sokak kaybolma

Market turu: sıcak içecek + atıştırmalıklar

Ertesi güne enerji bırakmak için “Brüksel’de her şeyi yedim” finalini çok büyütmemek (zor).

 

2. Gün – Gent: Ortaçağ güzelliği + market rotası = kalp çalma garantili

Gent’e geçişi trenle yapmak efsane rahat. Brüksel–Gent arası trenle yaklaşık 35 dakika gibi.

Gent’te Christmas market olayı tek bir noktada değil; güzel tarafı da bu: Sint-Baafsplein’den başlayıp Botermarkt ve Klein Turkije üzerinden Korenmarkt’a uzanan bir hat gibi düşün.

Gent’in olayı bence şu: “turistik ama hâlâ gerçek bir şehir.” Kanallar, taş sokaklar, tarihi binalar… Üstüne bir de market ışıkları eklenince, şehir kendi kendine sinematik oluyor.

Gent’te benim yürüyüş akışı:

Gün batımına yakın tarihi merkeze giriş

Market hattında ağır ağır ilerleme (sıcak içecek molalarıyla)

Visit Gent

Kanallar çevresinde gece yürüyüşü: ışıklar suya vurunca olay bitiyor

Küçük tavsiye: Gent’te marketi “tek seferde bitirme” hırsı yapma. En güzel kısmı, bir noktada durup kalabalığı izlemek.

 

3. Gün – Brugge: Kartpostal şehirde iki ayrı Christmas market

Brugge (Bruges) günü, bu üçlemenin “final sahnesi”. Şehir zaten yılın her günü masalsı; Christmas döneminde ise iyice “peri masalı DLC’si” açılıyor.

Burada önemli detay: Brugge şehir merkezinde iki ayrı Christmas market var. Biri Markt (Market Square)’ta daha klasik/noel klasiği vibe’ında; diğeri Simon Stevinplein’de daha çok “yerel/üretici ve el işi” ağırlıklı.

Ben önce Markt’ta klasik turu yapıp sonra Simon Stevinplein’e geçince, sanki iki farklı Noel evrenine ışınlanmış gibi olmuştum.

Visit Bruges

Brüksel’den Brugge’e trenle gitmek de kolay; ortalama yolculuk ~1 saat civarı (direkt tren seçenekleriyle) diye geçiyor.

belgiantrain.be

Brugge günü mini plan:

Sabah/öğlen: kanallar + tarihi merkez (şehri sindire sindire)

Akşamüstü: Markt Christmas market

Akşam: Simon Stevinplein market (daha “butik” his)

Final: sıcak çikolata + “ben burada yaşamalıydım” iç sesi

Bu 3 günün “akılda kalan hissi”

Brüksel sana “büyük şehir Noel şovu” verir, Gent “romantik ve canlı şehir” diye sarılır, Brugge ise “ben kartpostalım” diye göz kırpar. Üçü arka arkaya olunca da, ortaya şöyle bir Belçika anısı çıkıyor: üşüyorsun ama mutlusun; kalabalıktasın ama huzurlusun; cüzdanın ağlıyor ama ruhun şen.

Yazan: Kemal Demir